Anasayfa / Haberler / Genel / Eskişehir’in Beyaz Altını: Lületaşı

Eskişehir’in Beyaz Altını: Lületaşı

Beyaz ve beyaza yakın tonlardaki rengi ile Türkiye’de en çok Eskişehir’de çıkarılan ve beyaz altın olarak bilinen lületaşı, Eskişehirli sanatçıların ellerinde hayat bulmaya devam ediyor. 52 yıldır Eskişehir Odun Pazarı’nda kendi kültür ve sanat evinde lületaşı işlemeciliği ile uğraşan sanatçı Mehmet Başsav, icra ettiği sanatın inceliklerini G i T M E D Y A’ya anlattı.

Beş bin yıllık bir geçmişe sahip olan lületaşı, oldukça değerli, ince gözenekli ve yumuşak bir dokuya sahip olduğu için genelde biblo gibi süs eşyalarında, pipolarda ve tesbih yapımında yaygın olarak kullanılıyor. 19. yüzyılda ilk kez keşfedilen bu değerli maden Avrupa’ya ham olarak ihraç edilirken, daha sonra Cumhuriyet döneminde yetişen Eskişehirli ustalar tarafından işlenmeye başladı. Türkiye’deki ticari olarak işlenebilir lületaşı yataklarının nerede ise tamamı sadece Eskişehir’de bulunuyor. Lületaşı maden ocakları Eskişehir’in Sepetçi Köyü civarı halkının da başlıca geçim kaynakları arasında yer alıyor. Lületaşının işlenme süreci hakkında G i T M E D Y A’ya bilgi veren Mehmet Başsav, Lületaşının en önemli özelliklerinden birkaçı yumuşak oluşu, emici özelliği ve 3000-3500 derece sıcaklığa karşı tahammüllü bir maden olmasıdır.  Bu maden, ısıtılarak üzerinde çalışılıyor, ısıtıldığı zaman peynir yumuşaklığında oluyor ve bıçaklarımızla rahatlıkla kesilebiliyor” dedi.

Lületaşı işlemeciliğini, yetenek, tecrübe ve sabırlı bir çalışma gerektiren, zor fakat zevkli bir el işçiliği olarak tanımlayan Başsav, “Özel olarak biçimlendirilmiş bıçaklarla lületaşı üzerinde her türlü işlemi yapmak için belli bir seviyeye gelmek gerekir. Belli bir seviyeye geldikten sonra yeteneğimden dolayı Amerika ve Rus başkanlarının kültür çalışmalarını yaptım senelerce. Bunun soncunda kendi kültürümüzü çalışmak için Genelkurmay Başkanlığı’ndan resimler aldım, bu resimlerle Anıtkabir’deki Paşaları, Osmanlı Padişahları, Kurtuluş Savaşı’na katılmış kadın kahramanlarımızın lületaşından portrelerini yaptım. Bir sanatevi açtım. Gelenler geziyorlar” diyerek amacının kendi kültürümüzü tanıtmak olduğunu belirtti.

LULE

Ayrıca Nazım Hikmet, Necip Fazıl Kısakürek, Mehmet Akif Ersoy, Yunus Emre, Aşık Veysel, Mevlana, Hacı Bektaş-ı Veli, Halide Edip Adıvar, Albert Einstein, Zübeyde Hanım gibi birçok yerli yazar, şair, halk ozanı, halk düşünürünün portrelerini de yapan Başsav, hediyelik eşyaların da bulunduğu sanatevinde eserlerini sergiliyor. Sanatevine gelen ziyaretçileri ağırlayan Başsav, eserlerle ilgili bizzat bilgi veriyor.

(Haber: Gündoğdu ATAJANOV – Fotoğraflar: Gündoğdu ATAJANOV, Ferhat FERİK / Editör: Ebru KOZAK)

Göz Atın...

Çanakkale Zaferi’nin 109’uncu Yıldönümü

Türk milletinin içinde bulunduğu imkansızlıklara rağmen emperyalist işgalcilere karşı Çanakkale’de elde ettiği büyük zafer, Türk …