Anasayfa / Haberler / Genel / 18 Mayıs 1944 Kırım Türk Soykırımı (Video Klip)

18 Mayıs 1944 Kırım Türk Soykırımı (Video Klip)

İnsanlık tarihinin en acı, en utanç dolu olaylarından biri olan Kırım Türk Soykırımı’nın 75. yıldönümünü idrak ettiğimiz şu günlerde Türk yurdu Kırım, yine işgal ve acımasız bir baskı rejimi altında inlemeye devam ediyor.

Bundan tam 75 yıl önce, 18 Mayıs 1944 gecesi Kırımlı Türkler, SSCB’nin eli kanlı komünist lideri Josef Stalin’in emri ve Sovyet hükümeti kararıyla, Beriya komutasındaki 32 bin kişilik NKVD birlikleri tarafından çoğunluğu yaşlı, çocuk ve kadınlardan oluşan yaklaşık 180 bin Kırım Türkü, insanlık dışı bir muameleyle hayvan katarlarına doldurularak Sibirya ve Orta Asya çöllerine sürgüne gönderildi.

Sovyetler Birliği topraklarında İkinci Dünya Savaşı’nın en şiddetli cereyan ettiği yerlerden biri olan Kırım’ın yeniden Sovyet hakimiyetine geçmesinden sonra, Sovyet güvenlik birimleri NKVD ve KGB tarafından bölgenin Alman istilacılardan, “Sovyet karşıtı unsurlardan” ve Almanlarla işbirliği yapanlardan “temizlenmesi” için yoğun bir çalışma başlatıldı.

Stalin’in Sürgünlü Soykırımı

İkinci Dünya Savaşı’nın 1941 – 1944 yılları arasında Alman işgali altında olan Kırım’da, Kırım Tatarlarının bu zaman içerisinde Almanlar ile “iş birliği” içinde olduğu gerekçe gösterilerek 1944 Mayıs’ında Sovyet hükumeti tarafından toplu sürgün kararı çıkarıldı.

22 Nisan 1944 tarihli bir rapora göre, 1 Nisan 1940 tarihi itibariyle Kırım’da 1.126.800 kişi bulunmaktaydı. Bunun içinden Kırım Türklerinin mevcudu hakkında kesin bilgiler bulunmamakla birlikte, yaklaşık 218 bin kişi olduğu tahmin edilmekteydi. Rapordan anlaşıldığı üzere, 17-20 Nisan 1940 tarihinde Kırım’dan 180.000 kişi tahliye edilmiş, toplam 90.000 kişi ise Kızıl Ordu’ya çağrılmıştı. Kızıl Orduya çağrılanlar arasında 20.000 Kırım Türkünün de bulunduğu dikkati çekmektedir.

Nazi Almanyası’nın Sovyetler Birliği’ne karşı yürüttüğü, kısmen başarılı olmuş Barbarossa Harekâtından sonra, işgal altındaki Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nde Reichskommissariat Ukraine adlı bir yönetim birimi kuruldu. Eylül 1941 ile Mart 1944 arasında süren bu yönetim ile bölgede yaşayan halkların azınlığının iş birliği yapması nedeniyle alınan sürgün kararı, Kırım Tatarlarını toplu cezalandırmaya tabi tuttu. Halbuki Kırım Tatarları arasındaki işbirlikçilerin oranının diğer etnik gruplardan bir farkı yoktu.

Buna rağmen uygulamaya konulan sürgün sırasında evini terk etmek istemeyenler zorla götürüldü. Direnenler, gerek dipçik darbeleriyle gerekse ateş edilerek hemen oracıkta katledildi. Ertesi gün Arabat bölgesinde bir köyde, 150 civarında Türk’ün unutulduğu anlaşıldı. Stalin’ in emri ile: Köy halkı, küçücük bir tekneye dolduruldu. Tekne, kıyıdan birkaç mil açılınca batırıldı. Karadeniz, Kırım Türklerine mezar oldu. Yalnızca Kırım Türkleri değil, Kırım’da yaşayan Musevî Türkler ile aynı dine mensup Yahudiler de sürgün edildi.

Sürgün Acımasız Bir Katliama Dönüştü

Yaşlılar, bebekler, çocuklar, kadınlar ve genç kızlardan bazıları utançlarından vagonlarda tuvalet ihtiyaçlarını gideremedikleri için kan zehirlenmesinden hayatlarını kaybetti. Yüzlerce insan tarafından doldurulan hayvan vagonlarında insanlar öldükçe oturabilecek yerler açıldı. Trenler, birkaç günde bir durduğunda ölenlerin cesetleri yol kenarına bırakıldı. Bu çileli yolculuk bittiğinde ise o hayvan vagonlarının neredeyse yarısı boştu.

Günlerce süren bu korkunç sürgünün ardından Kırım Tatarlarının çilesi bununla da kalmadı. Hiçbir maddi kaynağı olmayan Tatarlar, gittikleri memleketlerde hayatta kalabilmek için pamuk tarlalarında köle gibi çalışmak zorunda kaldı. Bu süre içinde bir çok insan yetersiz beslenme ve bulaşıcı hastalık gibi sebeplerden ötürü hayatını kaybetti. Temiz su bulunmaması, kötü hijyen koşulları ve tıbbi yardım olmadığı için gittikleri yerlere sıtma, sarı humma, dizanteri ve başka hastalıklar taşıdılar.
1967’de Kırım Tatarlarına itibarları iade edildi ancak vatanlarına dönüş izni verilmedi. 1988’de ise nihayet verilen dönüş izni ile birlikte özellikle Özbekistan’dan Kırım’a göçler başladı. İlk etapta yaklaşık 40 bin Kırımlı Türk ata yurtlarına dönüş yaparken, bu rakam 2001 yılında yine yaklaşık 250 bin’e ulaştı.

Kırım’da Yeniden Rus Zulmü

Resmi rakamlara göre 2001’de Kırım’da yaşayanların yüzde 10’luk bir kesimini oluşturan Türklerin huzuru bu kez Rus-Ukrayna anlaşmazlığı üzerine yeniden kaçtı. Şubat 2014’ten beri Rusya’nın işgali altında bulunan Kırım’da dengeler yeniden değişti. 1991’de Kırım Tatar Milli Meclisi’nin açılmasını sağlayan Kırım Türkleri, bu tarihten sonra yeniden Rus zulmüne muhatap olmaya başladı.

Kırım’ın Rusya tarafından ilhakının en büyük kurbanları ise hiç kuşkusuz Kırım Tatarları oldu. Bazı Kırım Tatarları yeni yönetimle işbirliğini ve işgali kabul etse dahi, Kırım Tatar Milli Meclisi’ni otorite olarak kabul eden ve çoğunluğu oluşturan Kırım Tatarları, Rusya’nın ilhak politikasına karşı duruşlarını korudular.

Halen işgalci Ruslara karşı direnişini sürdüren Kırım Türkleri, gerek Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Putin gerekse Kırım’da bulunan diğer Rus ve Rus yanlısı politikacıların vaatlerine inanmadı. Kırım Tatar Meclis Başkanı Refat Çubarov, Kurultay’ın Kırım’ın ilhakını kabul etmediğini, Kırım’ı Ukrayna toprağı olarak görmeyi sürdürdüğünü bildirdi. Zira 22 Nisan 2014’te Kırım Tatarlarının lideri Mustafa Cemil Kırımoğlu’na Kırım’a giriş yasağı getirildi. 5 Mayıs’ta ise Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Refat Çubarov’a da aynı yasak getirildi.

Yasaklar Yurdu Kırım!

Rusların bu tutumu daha da ağırlaşarak devam ederken Kırım Tatarlarının sürgün yıldönümünü anma törenleri ve Mustafa Kırımoğlu’nun danışmanı İsmet Yüksel’in Kırım’a girişi yasaklandı. Meclis aktivistlerinin kaçırılması, tutuklanması gibi haberler sıradan hal almaya başladı. Federal Güvenlik Servisi (FSB) elemanları tarafından Kırım Tatarlarının evlerine düzenlenen şafak vakti baskınları sıklaştı. İsmail Gaspıralı’nın adını taşıyan Kırım Tatar Milli Kütüphanesi kapatıldı. Kırım Tatar Milli Meclisi’ne silahlı FSB elemanları baskın düzenledi, Mustafa Kırımoğlu’nun binadaki odasında bulunan özel eşyalarına el konuldu. Kırım Tatar Milli Meclisi, 15 yıldır faaliyet gösterdiği binadan zorla çıkartıldı, Meclis’in faaliyeti yasaklandı. Kırım Tatar Milli Meclisi’nin bulunduğu binanın sahibi olan Kırım Vakfı’na 50 bin ruble para cezası kesildi. Kırım Vakfı’nın bütün banka hesaplarına ve mal varlıklarına haciz konuldu. Kırım Vakfı’na ait binada faaliyet gösteren Avdet gazetesi de binadan kovuldu. Kırım “Başbakanı” Sergey Aksyonov Kırım’ın ilhakını kabul etmeyenlerin düşman ilan edileceğini bildirdi ve bu insanları ya Kırım’ın dışına süreceğini, ya da hapse göndereceğini söyledi. Aksyonov, daha sonra da Kırım Tatar Milli Meclisi diye bir kuruluş tanımadığını, bu organın kimseyi temsil etmediğini iddia etti. Kırım “Savcısı” Natalya Poklonskaya, Kırım’ın Rusya’ya bağlanmasına karşı görüş ifade eden herkesin cezalandırılacağını belirterek Kırım Tatarlarını sürgünle tehdit etti. Kırım’da en çok izlenen Kırım Tatarlarına ait (sahibi işadamı Lenur İslamov) ATR televizyonuna “aşırıcılık” uyarısı içeren bildiri gönderildi. Aşırılıkla Mücadele Merkezi’nden televizyon yönetimine gönderilen bildiride ATR televizyonunun etnik ve dini sebeplerden dolayı baskı fikrini benimsettiği, Rusya karşıtı oluşmasına yardımcı olduğu, Kırım Tatarları arasında yönetim ve onun faaliyetlerine karşı güvensizliği körüklediği ve bu davranışların dolaylı olarak aşırıcılık tehdidi oluşturduğu bildirildi. Kırım Haber Ajansı’nın faaliyetinin yasaklanması yönünde karar çıkartıldı.

Derleyen: Ebru ALTINTAS
Kaynaklar: Kırım Derneği, Emel Vakfı, QHA-Kırım Haber Ajansı, Gönül Şamilkızı

Göz Atın...

GiTMEDYA Soruyor: Anneler Günü

GiTMEDYA Uşak sokaklarında vatandaşlara Anneler Günü ile ilgili düşüncelerini sordu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir